Op. Dr. Tünkut Doğanca

Üroloji Uzmanı | FEBU

  • Eğitim & Uluslararası Denkliği: Vefa Anadolu Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu olup, üroloji uzmanlık eğitimini de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde tamamlamıştır. Avrupa Üroloji Yeterlilik Sertifikası (FEBU - Fellow of the European Board of Urology) sahibidir. Ayrıca İ.Ü. Sosyoloji Bölümü (AUZEF) mezunudur (yüksek onur derecesi).
  • Klinik Deneyim: 2015 yılından bu yana Acıbadem Sağlık Grubu'nda Üroloji Uzmanı olarak görev yapmaktadır. Geçmişte Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve Amasya Suluova Devlet Hastanesi'nde (Mecburi hizmet) çalışmıştır.
  • Klinik İlgi Alanları: Ürolojik Onkoloji (Prostat, böbrek, mesane ve testis kanserlerinde robotik ve laparoskopik cerrahi), Endoüroloji ve Taş Hastalıkları (RIRC, PCNL, Lazer tedavileri), BPH (İyi Huylu Prostat Büyümesi) ve İşlevsel Üroloji.
  • Akademik & Editöryal Sorumluluklar: Journal of Urological Surgery Yardımcı Editörü ve Hakemi (2014 - Halen); Ürolojik Cerrahi Derneği Araştırma Görevlisi Eğitim Programı (AGEP) Çalışma Grubu Üyesi ve Eğitmeni (2020 - Halen).
  • Bilimsel Üretim: Ulusal ve uluslararası indeksli dergilerde yayımlanmış çok sayıda bilimsel makale, kitap editörlüğü, kitap bölümü ve kongre bildirisinin yazarıdır.
  • Mesleki Dernek Üyelikleri: European Association of Urology (EAU), Endourology Association, Üroonkoloji Derneği, Ürolojik Cerrahi Derneği ve Türk Tabipleri Birliği.
  • Yabancı Dil: İleri Düzey İngilizce (2023 YDS: 93,75).
Op. Dr. Tünkut Doğanca

Seçilmiş Bilimsel Yayınlar

  • Machine-Learning-Based Predictive Model for Trifecta Achievement in Robot-Assisted Partial Nephrectomy

    Doğanca TS, et al. - 2026, Journal of Endourology

  • Optimal Urethrovesical Anastomosis Techniques in Robot-Assisted Radical Prostatectomy

    Aksakal B, Doğanca TS, et al. - 2026, Journal of Endourology

  • Robot-Assisted Surgery for Advanced Urological Malignancies: Clinical Outcomes and Safety Profile

    Mourmouris P, Doğanca TS, et al. - 2026, Frontiers in Surgery

  • Is Previous Abdominal Surgery a Contraindication for Robotic Urological Surgery?

    Bilgin İ, Doğanca TS, et al. - 2025, Hernia

  • Advanced Reconstructive Techniques and Outcomes in Robot-Assisted Radical Prostatectomy

    Doğanca TS, et al. - 2025, Journal of Endourology

  • Detection of circulating tumor cells in non-metastatic prostate cancer through integration of a microfluidic CTC enrichment system and multiparametric flow cytometry

    Kilercik M, Doğanca TS, et al. - 2024, PLOS ONE

  • Robot-Assisted Partial Nephrectomy in Complex Renal Tumors

    Doğanca TS, et al. - 2024, Journal of Urological Surgery

  • Ürolojik Cerrahi Kitabı (Yrd. Editör)

    Doğanca TS (Yrd. Ed.) - 2024, Ankara Nobel Tıp Kitabevi

  • Robotik Böbrek Cerrahisi (Malign Hastalıklar) - Kitap Bölümü

    Tuna MB, Doğanca TS - 2024, Galenos Yayınevi

  • Yeni Robotik Platformlar ve Ürolojide Kullanımı - Kitap Bölümü

    Tuna MB, Doğanca TS - 2024, Galenos Yayınevi

  • Cribriform Pattern of The Prostate Adenocarcinoma: Sensitivity of Multiparametric MRI

    Tuna MB, Arslan A, Kök YB, Doğanca TS, Argun ÖB, Tüfek İ, Pırdal BZ, Sağlıcan Y, Öbek C, Karaarslan E, Kural AR. - 2023, Urology Journal

  • Ureteroenteric Strictures After Robotic Radical Cystectomy: Risk Factors and Management

    Tuna MB, Doğanca TS, et al. - 2023, Journal of Endourology

  • Water Vapor Thermal Therapy (RezumTM) for Benign Prostate Hyperplasia: Initial Experience from Turkiye

    Tuna MB, Doğanca TS, Argun ÖB, Pırdal BZ, Tüfek İ, Öbek C, Kural AR. - 2022, Journal of Urological Surgery

  • One step nucleic acid amplification (OSNA) for detection of lymph node metastasis during robotic radical prostatectomy for prostate cancer: A pilot study

    Argun ÖB, Mourmouris P, Sağlıcan Y, Doğanca TS, Tuna MB, Kayhan CK, Yalçınkaya Ö, Tüfek İ, Kara H, Öbek C, İnce Ü, Tzelves L, Skolarikos A, Kural AR. - 2022, Archivio Italiano di Urologia e Andrologia

  • Safe Use of Immunotherapy in Advanced Prostate Cancer

    Barbur E, Doğanca TS, et al. - 2022, Immunotherapy

  • Off-Clamp Robot-Assisted Partial Nephrectomy: Is There Something More to Achieve Optimal Trifecta Outcomes?

    Tuna MB, Doğanca TS, Tüfek İ, Argun ÖB, Keskin MS, Öbek C, Kural AR. - 2021, Journal of Endourology

  • Diagnostic Accuracy of mpMRI and Targeted Biopsy in Clinically Suspected Prostate Cancer

    Doğanca TS, Argun ÖB, Tuna MB, Öbek C, Kural AR. - 2021, Turkish Journal of Urology

  • 5-Hydroxyindoleacetic Acid Levels in Prostate Cancer Staging

    Keskin S, Doğanca TS, et al. - 2021, Bulletin of Urooncology

  • Multifokal Multiloküler Prostat Absesinin Transüretral Rezeksiyon ile Tedavisi

    Keskin S, Doğanca TS - 2021, Türkiye Klinikleri

  • Robot Yardımcı Parsiyel Nefronektomi

    Tuna MB, Doğanca TS - 2021, Türkiye Klinikleri

  • Management of Prostate Cancer During the COVID-19 Pandemic

    Öbek C, Doğanca TS, et al. - 2020, Prostate Cancer and Prostatic Diseases

  • Impact of Refractive Errors on Da Vinci SI Robotic System

    Tuna MB, Bahadir AE, Mourmouris P, Argun ÖB, Doğanca TS, Öbek C, Özişik O, Kural AR. - 2020, JSLS

  • Comparison of Retrograde Intrarenal Surgery and Percutaneous Nephrolithotomy for 10–20 mm Lower Pole Renal Stones

    Doğanca TS, Buldu I, Onal B. - 2020, Grand Journal of Urology

  • Clipless and Sutureless Technique for Robot-Assisted Partial Nephrectomy

    Tuna MB, Doğanca TS, et al. - 2020, Endoüroloji Bülteni

  • Nörovasküler Demet Korunmasında Güncel Teknikler

    Tuna MB, Doğanca TS - 2020, Endoüroloji Bülteni

  • Can SUVmax values of Ga-68-PSMA PET/CT scan predict the clinically significant prostate cancer?

    Demirci E, Kabasakal L, Şahin OE, Akgün E, Gültekin MH, Doğanca TS, Tuna MB, Öbek C, Kılıç M, Esen T, Kural AR. - 2019, Nuclear Medicine Communications

  • Evaluation of Complications in Robot-Assisted Radical Cystectomy and Ileal Conduit Urinary Diversion

    Tuna MB, Argun ÖB, Doğanca TS, Öbek C, Kural AR. - 2019, Urology Journal

  • İnvaziv Mesane Kanserinde Neoadjuvan Tedavi

    Doğanca TS - 2019, Türkiye Klinikleri

  • Prevention of Urethral Retraction with Stay Sutures (PURS) During Robot-Assisted Radical Prostatectomy Improves Early Urinary Control: A Prospective Cohort Study

    Argun ÖB, Tuna MB, Doğanca TS, Öbek C, Mourmouris P, Tüfek İ, Erdoğan MS, Çetinel MB, Kural AR. - 2018, Journal of Endourology

  • Intra-surgical total and re-constructible pathological prostate examination for safer margins and nerve preservation (Istanbul preserve)

    Öbek C, Sağlıcan Y, İnce Ü, Argun ÖB, Tuna MB, Doğanca TS, Tüfek İ, Keskin MS, Kural AR. - 2018, Annals of Diagnostic Pathology

  • Comparative Analysis of Warm Ischemia Time and Renal Function Outcomes in Laparoscopic vs. Robotic Partial Nephrectomy

    Doğanca TS, Tuna MB, Argun ÖB, Tüfek İ, Öbek C, Kural AR. - 2018, Journal of Endourology & Robotic Surgery

  • Robot-Assisted Partial Nephrectomy for T1b Tumors: Strict Trifecta Outcomes

    Tüfek İ, Mourmouris P, Doğanca TS, Öbek C, Argun ÖB, Tuna MB, Keskin MS, Kural AR. - 2017, JSLS

  • The accuracy of 68Ga-PSMA PET/CT in primary lymph node staging in high-risk prostate cancer

    Öbek C, Doğanca TS, Demirci E, Ocak M, Kural AR, Yıldırım A, et al. - 2017, European Journal of Nuclear Medicine & Molecular Imaging

  • Can we accomplish better oncological results with robot-assisted radical prostatectomy?

    Kural AR, Obek C, Doganca TS. - 2017, Journal of Endourology

  • Role of Multiparametric Prostate MRI in Patients with Previous Negative Biopsies

    Doğanca TS, Öbek C, Kural AR. - 2016, Bulletin of Urooncology

  • Procedural sedation and analgesia as an adjunct to periprostatic nerve block for prostate biopsy: A prospective randomized trial

    Doğanca TS, Savsin A, Erdoğan S, Altindas F, Özdemir F, Ekici B, Öbek C. - 2015, Journal of Clinical Ultrasound

  • Efficacy and Safety of Holmium:YAG Laser Lithotripsy in Ureteral Stone Treatment

    Doğanca TS, Buldu I, Tansu N. - 2014, Istanbul Medical Journal

  • EAU ve AUA Kılavuzları Işığında Lokalize Prostat Kanseri Tedavisi

    Doğanca TS - 2014, Türkiye Klinikleri Üroonkoloji

  • Böbrek Kitlelerinde Biyopsinin Dünü Bugünü ve Yarını

    Doğanca TS - 2014, Türkiye Klinikleri Üroonkoloji

  • Core length in prostate biopsy: size matters

    Öbek C, Doğanca TS, Erdal S, Erdoğan S, Durak H. - 2012, The Journal of Urology

  • Böbrek Kitlelerinde Biyopsi Yaklaşımları

    Doğanca TS - 2011, Türkiye Klinikleri

  • Factors Affecting the Stone-Free Status and Complication Rates of SWL in Children: A Large Scale Retrospective Analysis

    Buldu I, Onal B, Doganca TS, Tansu N, Demirkesen O, Yalcin V, Erozenci A. - 2010, Journal of Pediatric Urology

  • Sünnet ve Cerrahi Teknikleri

    Doğanca TS - 2010, Türkiye Klinikleri

Prostat Kanseri Nedir? Tanı, Risk Faktörleri ve Güncel Tedavi Yöntemleri

Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biridir. Dünya genelinde erkeklerde en sık rastlanan ikinci kanser türü olan prostat kanseri; Avrupa'da en sık teşhis edilen kanserdir ve kansere bağlı ölümlerde üçüncü sırada yer alır. Her yıl dünya genelinde yaklaşık 1,46 milyon erkeğe prostat kanseri teşhisi konulmakta ve 390 binden fazla erkek bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Ancak erken teşhis edildiğinde prostat kanserinde tedavi başarısı oldukça yüksektir.

Prostat Kanseri Risk Faktörleri ve Genetik Yatkınlık

Prostat kanserinde yaş en önemli risk faktörüdür. Yaş dışında öne çıkan temel risk faktörleri şunlardır:

  • Aile Geçmişi: Ailesinde (baba veya erkek kardeş) prostat kanseri öyküsü bulunan kişilerin bu hastalığa yakalanma riski belirgin şekilde yüksektir.
  • Etnik Köken (Afrika Kökenli Olmak): Afrika kökenli erkeklerde prostat kanserinin daha agresif seyretme ve ileri evrede teşhis edilme riski daha yüksektir.
  • Genetik Faktörler: Aileden miras kalan bazı gen mutasyonları (özellikle BRCA2 veya HOXB13 genlerindeki bozukluklar) riski önemli ölçüde artırır.
  • Obezite: Aşırı kilo ve obezite, hastalığın daha hızlı yayılan ve agresif türleriyle karşılaşma riskini tetikleyebilir.

Beslenme ve Yaşam Tarzı Prostat Kanserini Önleyebilir mi?

Bilimsel verilere göre prostat kanserini kesin olarak önleyen özel bir diyet bulunmamaktadır. Ancak bazı gıdaların ve yaşam alışkanlıklarının risk üzerinde hafif etkileri bilinmektedir:

  • Kırmızı ve İşlenmiş Etler: Aşırı tüketimi risk artışıyla ilişkilendirilebilir.
  • Soya Ürünleri ve Sebzeler: Soya, lahana ve brokoli gibi sebzeler hafif koruyucu etki gösterebilir.
  • Alkol: Aşırı alkol tüketimi hem yakalanma hem de hastalığa bağlı ölüm riskini artırır.
  • Kahve: Düzenli kahve tüketiminin riski çok hafif azaltabileceğine dair bulgular mevcuttur.
  • Domates (Likopen) ve Takviyeler: Domatesteki likopenin veya E vitamini/selenyum takviyelerinin prostat kanserini kesin önlediğine dair somut bir kanıt yoktur.

Erken Teşhis İçin PSA Taraması Ne Zaman Yapılmalıdır?

Beklenen yaşam süresi en az 15 yıl olan erkeklerde prostat kanserini erken yakalamak için doktor kontrolünde tarama planı yapılmalıdır. Genel tarama takvimi şu şekildedir:

  • Normal Risk Grubundaki Erkekler: Herhangi bir şikayeti olmasa bile 50 yaşından itibaren PSA testi yaptırmalıdır.
  • Ailesinde Erken Yaşta Prostat Kanseri Olanlar: 60 yaşından küçük akrabasında kanser görülenler 45 yaşından itibaren taranmalıdır.
  • Afrika Kökenli Erkekler: 45 yaşından itibaren düzenli takibe başlamalıdır.
  • BRCA2 Gen Bozukluğu Taşıyanlar: 40 yaşından itibaren test yaptırmalıdır.

En temel tanı aracı kanda bakılan PSA (Prostat Spesifik Antijen) testidir. Gerekli görüldüğü durumlarda parmakla prostat muayenesi de yapılır.

PSA Yüksekliği Kanser Anlamına mı Gelir?

PSA yüksekliği doğrudan kanser olunduğu anlamına gelmez. PSA, sadece kanser hücreleri tarafından değil, prostatın normal dokusu tarafından da üretilir. PSA değerini yükseltebilen kanser dışı durumlar şunlardır:

  • Prostatın iyi huylu büyümesi (BPH)
  • Prostat iltihabı (Prostatit) veya idrar yolu enfeksiyonları
  • Ani idrar sıkışması veya idrar yapamama (akut idrar retansiyonu)
  • Yakın zamanda yapılmış prostat biyopsisi (Test öncesi en az 1 ay geçmelidir)

Biyopsi Öncesi Prostat MR (Emar) Neden Gereklidir?

Multiparametrik Prostat MR (mpMR), prostat içindeki şüpheli odakları yüksek hassasiyetle gösterir. Biyopsi öncesi MR çekilmesi şu avantajları sağlar:

  • Gereksiz Biyopsiyi Önler: MR temizse ve genel risk düşükse hastayı biyopsi işleminden korur.
  • Hedefe Yönelik Biyopsi Sağlar: Şüpheli alan tespit edilirse biyopsi iğnesi doğrudan o noktaya yönlendirilir (Füzyon Biyopsi) ve kanseri gözden kaçırma riski en aza iner.
  • Risk Derecelendirmesi Yapılır: MR sonuçları PI-RADS 1 ile 5 arasında puanlanır. PI-RADS 4 veya 5 puanı yüksek şüpheye işaret eder ve biyopsi gerektirir.

Prostat Kanserinde Aktif İzlem (Yakın Takip) Nedir?

Düşük riskli, yavaş büyüyen ve agresif olmayan prostat kanserlerinde hemen ameliyat veya radyoterapi uygulanması gerekmez. Bunun yerine "Aktif İzlem" programı tercih edilir:

  • Uygulama: 6 ayda bir PSA testi, yılda bir muayene ve belirli aralıklarla MR veya biyopsi tekrarı ile takip yapılır.
  • Güvenilirlik: Hastayı ameliyatın idrar kaçırma veya sertleşme kaybı gibi olası yan etkilerinden korur. Takiplerde ilerleme saptanırsa gecikmeden kesin tedaviye geçilir ve başarı şansı kaybedilmez.

Prostat Kanseri Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Tedavi seçeneği; kanserin evresine, büyüme hızına, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna göre kişiye özel belirlenir:

  • Düşük Riskli Kanserler: Ameliyatsız Aktif İzlem.
  • Orta ve Yüksek Riskli Kanserler: Robotik/Açık Radikal Prostatektomi (ameliyat ile prostatın alınması) veya Radyoterapi (ışın tedavisi). Uygun hastalarda sertleşmeyi sağlayan sinirleri koruyan "Sinir Koruyucu Cerrahi" uygulanır.
  • İleri Yaş ve Ek Hastalığı Olanlar: Yalnızca belirtileri kontrol altına almaya yönelik "Bekle-Gör" yaklaşımı.

Prostat Ameliyatı Sonrası Yan Etkiler Nelerdir?

Prostat ameliyatlarında çevredeki hassas dokuların etkilenmesine bağlı olarak geçici veya kalıcı yan etkiler görülebilir:

  • İdrar Kaçırma: Ameliyat sonrası erken dönemde sık görülür. Bir yıl içinde hastaların büyük çoğunluğunda düzelir. Robotik veya açık cerrahi sonrası hastaların yaklaşık %20'sinde hafif idrar kaçırma devam edebilir.
  • Sertleşme Sorunu (Erektil Disfonksiyon): Prostat komşuluğundaki sertleşme sinirlerinin etkilenmesi sonucu oluşabilir.

Yan etkilerin görülme sıklığı; cerrahın tecrübesine ve sinir koruyucu tekniklerin uygulanabilirliğine bağlıdır.

Metastatik (İleri Evre) Prostat Kanseri Tedavisi

Kanserin prostat dışına, özellikle kemiklere yayıldığı durumlar "metastatik evre" olarak adlandırılır. Günümüzde ileri evre prostat kanserinde de yaşam süresini ve kalitesini artıran etkili seçenekler vardır:

  • Hormon Tedavisi (Androjen Baskılama): Kanser hücrelerinin beslendiği testosteron hormonunu baskılayan temel tedavidir.
  • Yeni Nesil Akıllı Hormon Hapları: Temel hormon tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda hormon etkisini tamamen bloklayan yeni nesil ilaçlar eklenir.
  • Kemoterapi: Hızlı ilerleyen veya ileri evre vakalarda başarıyla uygulanır.
  • Kemik Koruyucu Tedaviler: Kemik yapısını güçlendirmek, kırık ve ağrıları önlemek amacıyla tedaviye dahil edilir.

Mesane Kanseri Belirtileri, Tanısı ve Güncel Tedavi Yöntemleri

Mesane (idrar torbası) kanseri, idrarı depolayan bu organın iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla başlar. Dünya genelinde erkeklerde en sık görülen altıncı kanser türü olan mesane kanseri, kadınlara kıyasla erkeklerde çok daha yaygındır. Teşhis konulan hastaların yaklaşık %75'inde kanser yüzeysel tabakayla sınırlıyken (kas dokusuna ulaşmamış), %25'lik grupta ise hastalık mesanenin derin kas tabakalarına kadar ilerlemiştir.

Mesane Kanserinin En Önemli Belirtileri Nelerdir?

Mesane kanserinin en yaygın ve tipik belirtisi, idrarda ağrısız ve gözle görülebilen kanama (idrarın kırmızı veya çay rengi gelmesi) olmasıdır. Bu kanama kalıcı olmayabilir; kendiliğinden durup günler veya haftalar sonra tekrar ortaya çıkabilir.

Sık karşılaşılan diğer belirtiler şunlardır:

  • İdrar tahlilinde mikroskop altında saptanan gizli kanamalar
  • Aniden gelen şiddetli idrar sıkışma hissi
  • İdrar yaparken yanma veya sızı
  • Sık sık idrara çıkma ihtiyacı
  • İleri evrelerde kasık ağrısı veya idrar yolunun tıkanmasına bağlı idrar yapamama

Mesane Kanseri Neden Olur? Risk Faktörleri Nelerdir?

Mesane kanseri gelişiminde hem çevresel faktörler hem de yaşam tarzı kritik rol oynar:

  • Sigara Kullanımı (En Büyük Risk): Sigara, mesane kanserinin kanıtlanmış en önemli nedenidir. Erkeklerdeki vakaların %50-65'inden, kadınlardakilerin %20-30'undan doğrudan sigara sorumludur. Pasif içicilik de bu riski artırır.
  • İş Yerinde Kimyasallara Maruz Kalma: Boya, metal, petrol, kauçuk, tekstil, deri sektörleri ve dizel egzoz dumanına uzun yıllar maruz kalmak riski belirgin şekilde artırır.
  • Radyasyon Tedavisi: Geçmişte kasık bölgesine radyoterapi (ışın tedavisi) almış kişilerde risk daha yüksektir.
  • Beslenme ve Yaşam Tarzı: İşlenmiş et tüketimi riski artırırken; taze meyve, sebze ve zeytinyağı ağırlıklı Akdeniz diyeti koruyucu etki gösterebilir.
  • Kronik İltihaplar: Mesane taşları ve tedavi edilmeyen kronik idrar yolu enfeksiyonları mesane duvarını irrite ederek riski tetikleyebilir.

Mesane Kanseri Teşhisi Nasıl Konulur?

Mesane kanseri şüphesi durumunda uygulanan temel tanı yöntemleri şunlardır:

  • Sistoskopi (Mesane İçi İnceleme): Teşhiste en güvenilir ve yeri doldurulamaz yöntemdir. İnce, bükülebilen kameralı bir aletle idrar yolundan girilerek mesane içi doğrudan incelenir. Lokal anestezi altında poliklinik şartlarında hasta konforu korunarak uygulanır.
  • İdrar Sitolojisi (Hücre Analizi): İdrar örneğinde kanser hücresi varlığı mikroskop altında incelenir. Agresif (hızlı ilerleyen) tümörlerin saptanmasında oldukça faydalıdır.
  • Görüntüleme Yöntemleri: Böbrekleri ve mesaneyi değerlendirmek amacıyla Ultrason, Bilgisayarlı Tomografi (BT) veya MR tercih edilir.

Kas İnvaziv Olmayan ve Kas İnvaziv Mesane Kanseri Farkı

Tedavi planı tümörün mesane duvarındaki derinliğine göre iki ana gruba ayrılarak belirlenir:

  • Kas İnvaziv Olmayan (Yüzeysel) Grup (%75): Tümör sadece en iç örtü tabakasındadır, kas tabakasına ulaşmamıştır. Mesane korunur; tümör kapalı ameliyatla kazınarak temizlenir ve mesane içine koruyucu ilaç tedavileri uygulanır.
  • Kas İnvaziv Olan (Derin) Grup (%25): Tümör kasılmayı sağlayan güçlü kas tabakasına kadar ilerlemiştir. Kanserin yayılmasını önlemek için mesanenin tamamen alınması veya yoğun kemoterapi/radyoterapi kombinasyonları gerekir.

Kapalı Mesane Ameliyatı (TURBT) Nedir?

TURBT, idrar yolundan girilerek mesane içindeki tümörlü dokunun özel bir elektrikli halka yardımıyla kazınması işlemidir. İki temel amacı bulunmaktadır:

  • Tam Tedavi: Mesane içindeki tümörlü dokunun tamamen temizlenmesi.
  • Teşhis ve Evreleme: Çıkarılan parçanın patolojik incelemesiyle kanserin türü, saldırganlık derecesi ve mesane duvarındaki derinliği belirlenir.

Neden İkinci Bir Kapalı Ameliyat (İkinci TURBT) Yapılır?

Tümörün tamamen temizlendiğinden emin olmak ve evrelemeyi doğrulamak amacıyla ilk ameliyattan 2-6 hafta sonra ikinci TURBT önerilebilir. Özellikle şu durumlarda uygulanır:

  • İlk ameliyatta tümörün tam temizlenemediği şüphesi varlığında
  • İlk çıkarılan parçada kas dokusuna ulaşılamadığı durumlarda
  • Tümörün kas sınırına ulaştığı yüksek riskli (T1 evre) vakalarda

Mesane İçi İlaç Tedavisi (BCG ve İlaçlı Yıkama)

Kapalı ameliyat sonrası tümörün tekrarlamasını önlemek amacıyla mesane içine doğrudan sıvı ilaç uygulamaları yapılır:

  • Ameliyat Sonrası Tek Doz Kimyasal İlaç: İlk 24 saat içinde verilerek serbest kalan kanser hücreleri yok edilir; erken tekrarlama riski %14 azaltılır.
  • Haftalık Düzenli İlaç Tedavileri (BCG): Orta ve yüksek riskli hastalarda zayıflatılmış verem aşısı (BCG) kullanılarak mesanedeki bağışıklık sistemi uyarılır. 6 haftalık ilk seans sonrası hastanın durumuna göre 1 ila 3 yıl boyunca koruyucu takip tedavisi olarak sürdürülür.

Radikal Sistektomi (Mesanenin Tamamen Alınması) Ne Zaman Gereklidir?

Kanserin tamamen temizlenmesi için hayati önem taşıyan bu ameliyat şu durumlarda uygulanır:

  • Kanserin mesanenin derin kas tabakasına ulaştığı (kas invaziv) vakalarda
  • Yüksek riskli ve mesane içi BCG tedavilerine yanıt vermeyen durumlarda

Erkeklerde mesane ile birlikte prostat ve meni keseleri; kadınlarda ise rahim, vajinanın bir kısmı ve çevre lenf bezleri temizlenir.

Mesane Alındıktan Sonra İdrar Akışı Nasıl Sağlanır? (Yapay Mesane)

Mesane çıkarıldıktan sonra ince bağırsak kullanılarak 3 farklı yöntemle yeni idrar yolu (idrar diversiyonu) oluşturulur:

  • İdrar Torbası (İleal Konduit): İnce bağırsaktan yapılan kanal karın duvarına ağızlaştırılır (stoma) ve hasta yapıştırılan dış torba ile idrarını biriktirir.
  • Yapay Mesane (Ortotopik Neobladder): İnce bağırsaktan yapılan yeni torba doğal idrar yoluna bağlanır. Dış torba olmadan normal yoldan idrar yapma imkanı sağlar.
  • Doğrudan Cilde Bağlama (Üreterokutanostomi): Yüksek riskli veya ileri yaşlı hastalarda idrar kanallarının doğrudan cilde bağlandığı en kısa süreli yöntemdir.

Ameliyatsız Mesane Koruyucu Tedavi (Üçlü Tedavi - TMT)

Cerrahiye uygun olmayan veya mesanesini korumak isteyen uygun hastalarda Üçlü Tedavi (TMT) uygulanabilir:

  • Maksimum TURBT: Tümörün kapalı yöntemle olabildiğince tamamen temizlenmesi
  • Radyoterapi: Mesane bölgesine hedeflenmiş ışın tedavisi
  • Eş Zamanlı Kemoterapi: Radyoterapinin gücünü artıran düşük doz kemoterapi

Böbrek Kanseri Belirtileri, Tanısı ve Tedavi Yöntemleri

Böbrek kanseri, tüm kanser vakaları içinde yaklaşık %2'lik bir oranı temsil eden bir tümör türüdür. Dünya genelinde 2022 verilerine göre yaklaşık 434.840 kişiye yeni böbrek kanseri teşhisi konulmuş ve bu hastalık nedeniyle 155.953 ölüm gerçekleşmiştir. Erkeklerde kadınlara kıyasla yaklaşık iki kat daha sık görülen böbrek kanserinin görülme sıklığı yaş ilerledikçe artış göstermektedir.

Böbrek Kanseri Neden Olur? Risk Faktörleri ve Korunma Yolları

Böbrek kanseri riskini artırdığı kanıtlanmış üç temel yaşam tarzı ve sağlık faktörü bulunmaktadır:

  • Sigara Kullanımı: Tütün ve sigara kullanımı böbrek kanseri riskini belirgin şekilde artırır.
  • Aşırı Kilo (Obezite): Fazla kilo ve obezite, tümör gelişimini doğrudan tetikleyen faktörler arasındadır.
  • Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon): Kontrol altına alınamayan kronik yüksek tansiyon riski yükseltir.
  • Genetik Yatgınlık: Birinci derece akrabalarında (anne, baba, kardeş veya çocuk) böbrek kanseri öyküsü bulunan kişilerin bu hastalığa yakalanma riski yaklaşık 2 kat daha fazladır.

Böbrek Kanserinden Korunma Yolları: En etkili önlemler; sigarayı tamamen bırakmak, ideal kiloyu korumak ve düzenli fiziksel aktivite yapmaktır. Sebze ağırlıklı beslenme, kırmızı et tüketimini sınırlama, kahve ve çay tüketiminin de koruyucu etkileri olabileceği gözlemlenmektedir.

Böbrek Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Böbrek kanseri genellikle sinsi ilerleyen bir hastalık olup erken evrelerde hiçbir şikayete yol açmaz. Günümüzde böbrek kanserlerinin %60'tan fazlası (küçük kitlelerde %87'ye kadarı) başka bir rahatsızlık nedeniyle çekilen Ultrason veya Bilgisayarlı Tomografi sırasında tesadüfen (rastlantısal) saptanmaktadır.

Klasik üçlü belirti olan yan ağrısı, idrarda kanama ve karında ele gelen kitle tablosu günümüzde hastaların sadece %0.6'sında birlikte görülür. İleri evrelerde ise yayılıma bağlı olarak kemik ağrısı veya inatçı öksürük gibi şikayetler ortaya çıkabilir.

Böbrek Kanseri Teşhisinde Kullanılan Görüntüleme Yöntemleri

Böbrekteki kitlenin yapısını anlamak ve evreleme yapmak için şu tanı yöntemleri kullanılır:

  • Ultrason: Şüphe uyandıran kitlelerin tespitinde ilk başvurulan pratik yöntemdir.
  • İlaçlı Tomografi (BT): Kitlenin yapısını, damarlarla ilişkisini ve yayılım durumunu gösteren en temel ve güçlü tanı aracıdır.
  • Emar (MR): Tomografi ilacına alerjisi olanlarda, gebelerde veya kanserin böbrek damarlarına ilerleme durumunu değerlendirmede tercih edilir.

Böbrek Biyopsisi (Parça Alınması) Ne Zaman Gereklidir?

Her böbrek kitlesinde doğrudan ameliyata geçilmeyebilir. Biyopsi şu özel durumlarda önerilir:

  • Ameliyat yerine dondurma veya yakma (ablasyon) tedavisi planlanıyorsa
  • Doğrudan sistemik ilaç tedavisine başlanacak metastatik (yayılmış) hastalık varlığında
  • Ameliyat edilmeden sadece Aktif İzlem yapılacak kitlelerin yapısını anlamak için

Çok ileri yaştaki veya ek hastalıkları nedeniyle aktif tedavi alamayacak hastalarda biyopsi yapılmasına gerek duyulmaz.

Böbrek Kanseri Ameliyat Seçenekleri

Cerrahi müdahale, böbrek kanserinde tam iyileşme sağlayan en etkili tedavidir. Hastanın durumuna göre iki farklı yöntem uygulanır:

  • Böbrek Koruyucu Ameliyat (Parsiyel Nefronektomi): Sadece tümörlü kısım güvenli bir sınırla çıkarılır ve sağlam böbrek dokusu korunur. Özellikle 7 cm'den küçük tümörlerde (T1 evresi) ilk seçenektir. Böbrek fonksiyonlarını koruyarak böbrek yetmezliği riskini azaltır.
  • Böbreğin Tamamının Alınması (Radikal Nefronektomi): Tümör çok büyükse veya böbreğin merkezine yerleşmişse, böbrek çevre yağ dokusuyla birlikte tamamen çıkarılır.

Bu ameliyatlar cerrahın tecrübesine ve hastanın durumuna göre açık, laparoskopik veya robotik cerrahi yöntemleriyle gerçekleştirilebilir.

Ameliyatsız Böbrek Kanseri Tedavi Alternatifleri

Cerrahi riski yüksek, ileri yaşlı veya ek hastalığı olan bireyler için alternatif yöntemler mevcuttur:

  • Aktif İzlem (Active Surveillance): Küçük (4 cm'den küçük) ve yavaş büyüyen tümörlerin düzenli Ultrason, BT veya MR ile takip edilmesidir. Hızlı büyüme saptanırsa tedaviye geçilir.
  • Bekle-Gör Yaklaşımı (Watchful Waiting): Yaşam beklentisi sınırlı olan hastalarda tümörü yok etmek yerine sadece semptomları (ağrı, kanama) kontrol altına almaya yönelik yaklaşımdır.
  • Dondurma (Kriyoblasyon) veya Yakma (Radyofrekans/Mikrodalga): Ameliyata uygun olmayan hastalarda 3-4 cm'den küçük kitlelerin cillten girilen özel iğnelerle dondurularak veya yakılarak yok edilmesidir.

Tedavi Sonrası Takip Süreci

Tedavi tamamlandıktan sonra kanserin tekrarlama (nüks) riskine göre kişiye özel takip takvimi planlanır:

  • Düşük Risk Grubu: Nüks ihtimali düşüktür; takipler genellikle yılda bir veya iki yılda bir çekilen tomografilerle sürdürülür.
  • Yüksek Risk Grubu: Tekrarlama olasılığı daha yüksek olduğu için ilk yıllarda 3-6 ayda bir akciğer ve karın tomografisi çekilerek yakın takip uygulanır.

Böbrek Taşı Neden Olur? Belirtileri, Teşhisi ve Kapalı Taş Ameliyatları

Böbrek ve idrar yolu taşları; iklim şartları, beslenme alışkanlıkları, coğrafi faktörler, aile geçmişi ve genetik yapıya bağlı olarak gelişebilen yaygın bir ürolojik rahatsızlıktır. Taşın gelecekte tekrarlama riski altta yatan metabolik duruma göre belirlenir. Taşlar genel olarak; enfeksiyon taşları, metabolik/beslenmeye bağlı (enfeksiyon dışı) taşlar ve nadir görülen genetik taşlar olarak sınıflandırılır.

Böbrek Taşı Belirtileri ve Acil Başvuru Durumları

İdrar yolunda taş bulunan hastalarda en sık görülen şikayetler aniden başlayan şiddetli böbrek/yan ağrısı (böbrek koliği), bulantı, kusma ve yüksek ateştir. Bazı vakalarda taşlar hiçbir belirti vermeden de ilerleyebilir.

Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır:

  • Şiddetli yan ağrısına eşlik eden yüksek ateş varlığında
  • Tek böbrekli hastaların yaşadığı ağrı durumlarında
  • Ağrının nedeninden emin olunamayan acil tablolarda

Böbrek Taşı Teşhisi Nasıl Konulur?

Taşın boyutu, sertliği ve idrar yolundaki tam konumunu saptamak için hastanın durumuna uygun tanı yöntemleri seçilir:

  • Bilgisayarlı Tomografi (BT): Yetişkinlerde taşın yerini, boyutunu ve yapısını kesin olarak belirleyen altın standart görüntüleme yöntemidir.
  • Ultrasonografi (USG): İlk değerlendirmede kullanılan, radyasyon içermeyen güvenli ve pratik bir yöntemdir.
  • Hamilelerde Tanı: Radyasyon riskini önlemek için ilk tercih ultrasondur; yetersiz kaldığı durumlarda Manyetik Rezonans (MR) kullanılır.
  • Çocuklarda Tanı: Radyasyon hassasiyeti nedeniyle öncelikle ultrason tercih edilir; ihtiyaç halinde düşük dozlu BT veya röntgen çekilebilir.

Şiddetli Taş Ağrısında (Böbrek Krizi) İlk Tedavi

Aniden başlayan şiddetli böbrek koliğini kontrol altına almak için ilk seçenek steroid olmayan anti-inflamatuar (yangı önleyici) ağrı kesiciler ve parasetamoldür. Bu ilaçların ağrı kontrolündeki başarısı morfin benzeri ağır uyuşturucu ağrı kesicilerden daha üstündür.

İlaç tedavisine rağmen dindirilemeyen ağrılarda, böbrek fonksiyonlarını korumak ve idrar akışını sağlamak amacıyla idrar yoluna geçici tel (stent) takılması, sırttan böbreğe tüp yerleştirilmesi (nefrostomi) veya doğrudan kapalı taş ameliyatı (URS/RIRS) uygulanır.

İlaçla Taş Düşürme ve Taş Eritme Tedavisi

İdrar yollarındaki kasları gevşeterek taşın düşmesini kolaylaştıran özel ilaç tedavileri (alfa-blokerler), özellikle idrar kanalının alt kısmında yer alan 5 ila 10 mm arasındaki cerrahi gerektirmeyen taşlarda yüksek başarı sağlar.

İdrarın asitlik derecesini düzenleyen (alkalileştiren) eritme ilaçları ise sadece ürik asit taşları üzerinde etkilidir ve bu taşların ameliyatsız eritilmesine imkan tanır.

Ameliyatsız Taş Kırma Tedavisi (ESWL / SWL)

Vücut dışından gönderilen şok (ses) dalgalarının taş üzerine odaklanarak kırılmasını sağlayan ameliyatsız bir seçenektir. Tedavinin başarısı taşın boyutuna, konumuna, sertliğine ve hastanın kilosuna bağlıdır.

ESWL Uygulanamayan Durumlar: Hamilelik, kontrolsüz idrar yolu enfeksiyonları, ciddi kanama bozuklukları, taş yakınında büyük damar genişlemesi (anevrizma) ve aşırı kilo (odaklanmayı engelleyen durumlar) ESWL için kesin engel teşkil eder.

Lazerle Kapalı Böbrek Taşı Ameliyatı (RIRS / URS)

Vücutta hiçbir dikiş veya kesi yapılmadan gerçekleştirilen kapalı bir yöntemdir. İdrar yapılan kanaldan çok ince, bükülebilir (fleksibil) kameralı aletlerle girilerek doğrudan böbrek içindeki taşa ulaşılır. Taş, Holmium veya Tulyum lazer teknolojisi kullanılarak tamamen ufalanır veya toz haline getirilir.

Büyük Taşlarda Sırttan Kapalı Ameliyat (Perkütan Nefrolitotomi - PCNL)

2 cm'den (20 mm) büyük böbrek taşlarında ilk tercih edilen kapalı cerrahi standardıdır. Sırttan böbreğe doğru yaklaşık bir kurşun kalem genişliğinde küçük bir delik açılarak böbrek içine girilir ve taşlar kırılarak dışarı çıkarılır.

Uygun hastalarda ameliyat sonunda dışarı uzanan drenaj tüpü bırakılmadan tamamlanan "Tüpsüz PCNL" yöntemi sayesinde ameliyat sonrası ağrı belirgin şekilde azalır ve iyileşme süreci hızlanır.

Taş Ameliyatlarında Takılan Geçici Teller (DJ / JJ Stentler)

Sorunsuz geçen kapalı taş ameliyatlarından sonra rutin stent takılması zorunlu değildir. Ancak idrar kanalı zedelenme riski, geride kalan taş parçacıkları, hafif kanama veya enfeksiyon şüphesi durumunda böbrek akışını güvenceye almak için geçici stent yerleştirilir. Stentin yarattığı hafif idrar sızlaması veya sık idrara çıkma hissi ilaçlarla kolayca kontrol edilir.

Tekrar Taş Oluşumunu Önlemek İçin Beslenme Önerileri

  • Bol Sıvı Tüketimi: Günlük en az 2.5 - 3 litre sıvı (tercihen su) içilerek idrar miktarı 2 litrenin üzerinde tutulmalıdır.
  • Dengeli Diyet: Sebze ve lifli gıdalardan zengin beslenilmeli, aşırı hayvansal protein (kırmızı et, kümes hayvanları) tüketiminden kaçınılmalıdır.
  • Tuz Sınırlaması: Günlük tuz tüketimi 4-5 gram ile sınırlandırılmalıdır.
  • Kalsiyum Dengesi: Süt, yoğurt ve peynir gibi kalsiyum içeren gıdalar diyetten çıkarılmamalı; vücudun ihtiyacı olan normal miktarda (günde 1 - 1.2 gram) tüketilmelidir.

Testis Kanseri Belirtileri, Tanısı ve Tedavi Yöntemleri

Testis kanseri, erkek üreme organlarından biri olan testislerde gelişen bir kanser türüdür. Genellikle 18 ile 40 yaş arasındaki genç erkeklerde daha sık saptanır. Erkeklerde görülen tüm kanserlerin yaklaşık %1'ini, üreme ve idrar yolları kanserlerinin ise %5'ini oluşturur. Tedaviye son derece iyi yanıt veren bu kanser türünde hastaların %95'inden fazlası tamamen sağlığına kavuşmaktadır.

Testis Kanserinin En Sık Görülen Belirtileri

Testis kanserinin en belirgin ve yaygın işareti, testiste hissedilen ağrısız bir şişlik, sertlik veya büyümedir. Bazen bu duruma torbada ağırlık hissi veya hafif bir sızı eşlik edebilir.

Daha nadir karşılaşılan belirtiler şunlardır:

  • Kasık, karın veya sırt bölgesinde künt ağrı
  • Meme dokusunda hassasiyet veya büyüme
  • Testis dokusunda fark edilen sıra dışı sertleşme veya hacim artışı

Testis Kanseri Teşhisi Nasıl Konulur?

Teşhis süreci hızlı, konforlu ve ağrısız yöntemlerle gerçekleştirilir:

  • Fiziksel Muayene: Uzman hekim tarafından testisler ve kasık bölgesindeki lenf bezleri muayene edilir.
  • Ultrason: Testis iç yapısını görüntülemek, kitlenin varlığını ve yapısını netleştirmek için yüksek çözünürlüklü ultrason çekilir.
  • Kan Testleri (Tümör Belirteçleri): Kanserin türünü belirlemek ve takibini yapmak amacıyla kanda AFP, hCG ve LDH seviyelerine bakılır.

İlk Tedavi Adımı: Ameliyat (İnguinal Orşiektomi)

Testis kanseri şüphesinde ilk ve en önemli adım, kanserli testisin ameliyatla çıkarılmasıdır. Bu işlem kasık bölgesinden açılan küçük bir kesiyle gerçekleştirilir.

Kanser hücrelerinin çevre dokulara yayılma riskini önlemek amacıyla ameliyat kesinlikle doğrudan testis torbasından (skrotum) yapılmaz. Tümörün kesin tanısı ve evrelemesi, çıkarılan dokunun patolojik incelemesiyle konulur.

Testis Protezi ve Estetik Görünüm

Ameliyat sonrasında görsel veya psikolojik bir eksiklik hissedilmemesi için hastaya silikon testis protezi seçeneği sunulur. Bu protez ilk ameliyat sırasında yerleştirilebileceği gibi, hastanın tercihine göre daha sonraki bir dönemde de takılabilir. Protez kullanımı enfeksiyon riskini artırmaz ve doğal bir görünüm sağlar.

Doğurganlık ve Sperm Dondurma

Cerrahi müdahale, kemoterapi veya radyoterapi uygulamaları sperm kalitesini ve doğurganlığı geçici ya da kalıcı olarak olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle tedavilere başlamadan önce mutlaka sperm dondurma (sperm bankası) seçeneği değerlendirilmelidir. Bu yöntem, ileride çocuk sahibi olmak isteyen erkekler için üreme sağlığını koruyan en güvenli adımdır.

Ameliyat Sonrası Takip ve Ek Tedaviler

Erken evre (Evre 1) testis kanserinde hastaların büyük çoğunluğu sadece ameliyatla tamamen iyileşir. Ameliyat sonrası süreç iki şekilde yönetilebilir:

  • Yakın Takip (Gözlem): Ek bir ilaç veya ışın tedavisi verilmeden hasta düzenli kan testleri, tomografi veya MR ile sıkı takibe alınır. Gereksiz ilaç kullanımını önlediği için ilk tercih edilen seçenektir.
  • Koruyucu (Adjuvan) Tedaviler: Tümörün damarlara yayılması gibi yüksek nüks riski taşıyan durumlarda koruyucu amaçla tek doz hafif kemoterapi uygulanabilir.

Metastatik (Yayılmış) Testis Kanseri Tedavisi

Kanser karın arkasındaki lenf bezlerine veya akciğer gibi organlara yayılmış olsa dahi iyileşme şansı son derece yüksektir. Bu evrede temel tedavi, cisplatin bazlı kombinasyon kemoterapi uygulamalarıdır. Genellikle 3 veya 4 kür şeklinde uygulanan bu tedavi sonrasında geride kalan kitleler bulunuyorsa cerrahi ile temizlenerek tam şifa sağlanır.

İdrar Yolu Enfeksiyonları, Sistit, Böbrek ve Prostat İltihabı Tedavisi

İdrar yolu enfeksiyonları; mesane, böbrek, idrar kanalı veya prostat bezinin mikroplarla karşılaşması sonucu oluşan son derece yaygın sağlık sorunlarıdır. Doğru tanı ve tedavi yaklaşımı, gereksiz antibiyotik kullanımının ve olası komplikasyonların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşır.

İdrarda Bakteri Çıkması Antibiyotik Kullanmayı Gerektirir mi?

İdrar tahlilinde bakteri saptanmasına rağmen idrar yaparken yanma, ağrı veya sık idrara çıkma gibi hiçbir şikayetin olmaması tıpta "belirtisiz bakteri varlığı" (asemptomatik bakteriyüri) olarak adlandırılır. Genel bir kural olarak bu durum bir hastalık değildir ve tedavi edilmemelidir. Gereksiz antibiyotik kullanımı vücuddaki yararlı bakterileri öldürür ve dirençli mikropların gelişmesine yol açar.

Ancak bu kuralın iki hayati istisnası bulunmaktadır:

  • Hamile Kadınlar: Anne ve bebek sağlığını korumak adına belirti olmasa dahi idrardaki bakteri tedavi edilir.
  • İdrar Yolu Ameliyatı Olacak Kişiler: İdrar yolu bütünlüğünü bozacak cerrahiler öncesinde mikropların vücuda yayılmasını önlemek amacıyla tedavi uygulanır.

Sağlıklı kadınlarda, kontrol altındaki şeker hastalarında, menopoz sonrasındaki kadınlarda, bakım evinde kalan yaşlılarda ve idrar sondası kullananlarda şikayet yoksa tedavi önerilmez.

Sistit (Basit İdrar Torbası Enfeksiyonu) Belirtileri ve Tedavisi

Sistit, idrar torbasının mikroplarla iltihaplanması durumudur. En yaygın belirtileri şunlardır:

  • İdrar yaparken ağrı, acı veya yanma
  • Çok sık idrara çıkma ihtiyacı
  • Aniden gelen şiddetli idrar sıkışması
  • Kadınlarda vajinal akıntı veya kaşıntı olmaksızın bu belirtilerin görülmesi

Antibiyotiksiz Tedavi Seçenekleri: Hafif seyreden vakalarda ilk etapta bol su içerek mikropların atılmasını sağlamak etkilidir. Ayrıca kantaron, yaban kerevizi kökü ve biberiye içeren bitkisel destekler, kızılcık (cranberry) ürünleri ve D-mannoz gibi doğal bileşenler şikayetleri hafifletmede yardımcı olur. Şikayetler geçmezse doktor kontrolünde kısa süreli antibiyotik tedavisine başlanabilir. Sistit tedavisinde penisilin grubu eski ilaçlar ve florokinolon grubu geniş spektrumlu antibiyotikler ilk tercih olarak kullanılmamalıdır.

Tekrarlayan Sistitten Korunma Yolları

Yılda en az 3 kez veya son 6 ayda en az 2 kez sistit geçirilmesi "tekrarlayan sistit" olarak tanımlanır. Korunmak için şu adımlar uygulanmalıdır:

  • Bol Sıvı Tüketimi: Günlük su tüketimini fazladan 1.5 litre artırmak sistit riskini yarı yarıya azaltır.
  • Doğru Hijyen: Tuvalet temizliği her zaman önden arkaya doğru yapılmalıdır.
  • Probiyotik Desteği: Vajinal bölgedeki yararlı bakterileri korumak için doktor kontrolünde uygun probiyotikler tercih edilebilir.
  • Hormon Desteği: Menopoz sonrası dönemde östrojen eksikliğine bağlı kuruluk için bölgesel östrojenli kremler kullanılabilir.
  • Bitkisel Koruyucular: Biberiye ve kantaron içeren doğal bitkisel karışımlar düzenli kullanılabilir.

Bu yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda doktor kontrolünde cinsel ilişki sonrası tek tablet veya düşük doz sürekli antibiyotik korumasına geçilebilir.

Böbrek Enfeksiyonu (Pyelonefrit) Belirtileri ve Tedavisi

Böbrek enfeksiyonu, mikropların mesaneden yukarı tırmanarak böbrek dokusunda iltihap oluşturmasıdır ve sistite kıyasla çok daha ağır bir tablodur.

Belirtileri şunlardır:

  • 38°C üzerinde aniden yükselen ateş
  • Şiddetli titreme ve ürperme nöbetleri
  • Sırtın alt kısmında ve yanlarda hissedilen şiddetli ağrı
  • Bulantı, kusma ve genel halsizlik

Tedavi Yaklaşımı: Genel durumu iyi olan ve kusması bulunmayan hastalar evde ağızdan antibiyotik haplarıyla tedavi edilebilir. Ancak sistitte kullanılan fosfomisin veya nitrofurantoin gibi ilaçlar böbrek dokusuna ulaşamadığı için böbrek enfeksiyonunda kesinlikle tercih edilmez. Yüksek ateşi düşmeyen, sürekli kusan ve durumu ağır olan hastalar ise hastaneye yatırılarak damardan (serumla) tedavi edilmelidir.

Cinsel Yolla Bulaşan İdrar Kanalı İltihabı (Üretrit)

İdrar kanalı iltihabı neredeyse her zaman cinsel temas yoluyla bulaşır. İdrar yaparken şiddetli yanma/sızı, idrar deliğinden gelen beyaz, sarı veya yeşil renkli akıntı ve kasık hassasiyeti ile kendini gösterir. Teşhis için NAAT (genetik) testleri kullanılır. Hastalığın tekrar bulaşmasını önlemek amacıyla cinsel partnerin de mutlaka aynı anda tedavi edilmesi şarttır.

Erkeklerde Prostat Enfeksiyonu (Bakteriyel Prostatit)

Mesanenin hemen altında bulunan prostat bezinin bakterilerle iltihaplanmasıdır. Ani başlayan (akut) prostat enfeksiyonunda yüksek ateş, titreme, idrar yapamama ve kasık/testis/makat bölgesinde şiddetli ağrı görülür.

Önemli Uyarı: Akut prostat iltihabı şüphesi olan kişilere kesinlikle prostat masajı yapılmamalıdır; mikroplar kana karışarak hayati tehlike oluşturan sepsise yol açabilir.

Tedavi idrar kültürüne göre planlanır. Prostat dokusuna ilaçların nüfuz edebilmesi için ağızdan antibiyotik tedavisinin 2 ila 4 hafta (kronik durumlarda 4 ila 6 haftaya kadar) kesintisiz sürdürülmesi hayati önem taşır.